17 Ekim 2010 Pazar

Dans dans dans dans

Bugün yakın arkadaşımın yarışması var. taaaa ataköy de. oraya gidicem. olay oraya gitmek değil benim için. saygıdan mı neden bilmem aile fertlerimin yanında sigara içemiyorum. bunun içindir ki "evde olmadığım zamanlarda" ipin ucunu kaçırıyorum ve evet ben bu işin ucunu kaçırmayı seviyorum.
neyse bunlar boş laf. gelelim asıllara. o kadar vurgun yemiş vede mutsuz bir "dişi" olarak haliyle her gördüğüm çifte iç geçirip "bir zamanlar bizde böyleydik lanet olsun" demiyor değilim. Ve şuan gideceğim yerde yaklaşık 200 küsür çift var böyle. kendileri arkadaş olsa bile seksi seksi salsa yapıp gülümserlerken birbirlerine hemde tatlı tatlı, onlar benim için iç geçirilesi sevgililerdir(nokta) artık davranışlarım ve hayal dünyam acınası halde. bi kaç gün önce minibüste oturmuş camı da açmış buz gibi havada burnumun soğuktan uyuşması ile mest olurken dinlediğim şarkıda kendimi "kırmızı" ile (fare ile ilişkisi olup benimle oynayan adam) kendimi dans ederken buldum. sonra Fare'yi getirdim ortama pat diye bozdum hayali. E artık bunlardan vazgeçmem gerekiyor diye düşünüyorum. yeni ufuklara yelken açma falan filan. düşündümde acaba bi dans kursuna falan mı gitsem (millet sevgilisiyle gider ben yeni ufuklara yelken açmak için gidiyorum). bu arada fark ettimde erkekler bu konuda daha şıpsevdi gibi gözüksede biz dişilerde az değiliz. en azından ben öyle olabilirim :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder